Share  

Sizce okullarda dağıtılan tablet bilgisayarlar faydalı oldu mu?

ÇOCUK NEDEN SABIRSIZDIR
Psk. Dr. Yaşar Kuru

• Çocuklara karşı, dişinizi sıkmayın…
- Sabırlı olmaya da çalışmayın...gevşeyin, gevşeyin...
• “Duygusal Zeka” nın merkezi;
- L.Shapiro’ ya göre, beynin limbik bölümüdür.
- Bu bölüm, beyin yarım küresinin orta kısmında yer alır.
- Limbik kısım:
- İnsanın duygularını, hislerini, dürtülerini yönetir.
• Bu kısmın bir bölümünde;
1- Duygusal öğrenmenin,
2- Duygusal hatıraların depolandığı ve beyin yarım kürelerinin alt ve arkasında,
insanın, duygusal kontrol merkezi olduğu düşünülen;
a- Amigdala ve
b- Hipotalamus bulunmaktadır.
• Amigdala’ lar, beynin her iki yarım küresinde, badem şeklinde,
birer tane olarak, toplam iki tanedir.
• Bunlar;
- İnsanın duygu deposudur.
- Duyu organlarının sinyallerini adeta bir radar gibi tararlar.
- Güçlü duygu durumunda, devreye girerek, beynin neredeyse genelini kontrol ederler.
• Öte yandan:
- Beynimizin ön kısmı, genel anlamda,
“düşünme” ve “irade” merkezi olarak bilinir.
- Bu bölüm yetişkinlerde, gelişimini tamamlamış olarak faaliyettedir.
- Bu nedenle yetişkinler;
- İradelerini ortaya koyarak, duygularını kontrol edebilirler.
- Örneğin;
- Kolay kolay aşık olmazlar,
- Kolay kolay, öfke patlamaları yaşamazlar,
- Yoğun sinir krizleri geçirmezler…
• Çocuklara gelince:
- Beyinlerinin ön kısmı olan ön beyin, hala gelişim aşamasındadır.
- Bu nedenle çocuklar:
- Duygularını, hislerini yeterince kontrol edemezler.
• Mesela:
- Sofra hazırdır, ama oyundan ayrılamaz,
- Uykusu gelmiştir ama, televizyondan kopamaz,
- Kızdığında, vurmamak için kendini tutamaz.
- Gücünün yetemeyeceği kişiye tepki göstermesi gerektiğinde,
kapıları-pencereleri yumruklar, eşyalara tekme atar…sinir krizleri geçirir…
• Halbuki yetişkin;
- Hırsını, sinirini, biraz daha kontrol altında tutabilir.
- Çünkü onda;
- Beyninin ön kısmı gelişimini tamamlamış olduğundan,
oradaki “irade” merkezi devrededir.
• Çocuklarda bu oluşum yeterince tamamlanmadığı için onlar:
- Sözlerinde duramazlar,
- İradelerini tam kullanamazlar,
- Merak duygularına hakim olamazlar,
- Sınıfta şaklabanlık yapabilirler,
- Evde eşyalara zarar verebilirler,
- Öfke patlamaları yaşayabilirler,
- Kıskançlık duygularını frenleyemezler ve bu yüzden, kardeşlerine, arkadaşlarına, fiziksel veya psikolojik zararlar verebilirler…
• Ebeveynler ve öğretmenler, onların bu tavırlarının ardında;
- Kişilere ya da eşyalara karşı; kasıt, kin, düşmanlık aramamalıdır.
• Bilakis;
- Bu hareketlerinin ardında, ruhsal yaralanmaların var olduğunu bilmelidirler.
- Tek çözüm; onları rehabilite etmektir.
- Yoksa; cezalandırılarak istenilen kıvama getirilmeleri, imkansız denecek kadar zordur.
• Bu bilgiden yoksun olan ebeveynler yata eğiticiler,
çocuklarla, gereksiz yere yoğun çatışmalar yaşayabilirler:
- “ Oğlum, hani söz vermiştin bir daha yapmayacağına…”
- “ Evladım, bu kaçıncı söz verişin…yeter artık…”
- “ Kızım, bıkmadın mı mazeret uydurmaktan…”
- “ Hayır…özür mözür kabul etmiyorum, cezanı çekeceksin…”
- “ İşiniz görülene kadar sözler veriyorsunuz…sonra da yapmıyorsunuz, yetti artık, burama geldi…”
- “ Kusura bakma oğlum, bu yaşıma kadar kimse beni bu kadar kandıramadı, bahane kabul etmiyorum…”
• Oysa, anneler-babalar ve eğiticiler;
- Onların, bahsettiğimiz beyin gelişimlerinden haberdar olsalar, yada bunu o anda hatırlayabilseler,
- Çocukların kendilerini kukla yerine kullanmadıklarını,
ve mazeretlerinin olduğunu bilerek, onlara daha olgun davranmaları gerekir.